Vücut bölümlerinin anatomik olarak birbirleri ile ilişkilisi ve düzenidir. Vücudun her hareketinde eklemlerin aldığı pozisyonların birleşimi olarak da tanımlanmaktadır .
Hiç şüphesiz postür, genel görünüş için anlamlı bir göstergedir. Vücutta ki dengeyi sağlayan kasların güçsüz kalması ve kısalması sonucu vücut simetrisi bozulmakta ve bir çok sağlık problemini de beraberinde getirmektedir. Ayrıca, antrenman programlarının postür analizi yapıldıktan sonra çıkarılması özellikle omurganın korunması ve sakatlama risklerini azaltma açısından önemlidir .
Postür, kendi içerisinde aktif ve inaktif olmak üzere iki şekilde incelenmektedir. İnaktif Postür, dinlenmek veya uyumak için alınan postür şekilleridir. Aktif postür ise, dik duruş ve hareketler esnasında oluşan duruşları kapsar. Bu postürleri devam ettirmek için birçok kasın entegre çalışması gerekir.
Postür analizi ayakta dik duruş pozisyonunda değerlendirilir ve bu değerlendirmede temel olarak şunlar amaçlanır;
Postür Analizi merkezimizde, önden (anterior), yandan (lateral) ve arkadan (posterior) olmak üzere üç yönden yapılmaktadır. Postürde kriter olarak standart (iyi) ve kötü postürler göz önüne alınır ve kötü postüre yönelik düzeltici egzersiz programı çıkartılır.
Fizyolojik ve biyomekanik yönden standart (iyi) postür, minimum çaba ile vücutta maksimum yeterliliği sağlayan duruştur. Vücudun görünüşü güzel, duruş ve dengesi iyi, eklemler üzerindeki zorlanması az, organların yeterli ve düzgün çalışabilmelerini sağlayan, kişinin kendini yormadan gevşek olarak aldığı bir postürdür. Diğer bir deyiş ile standart postür (iyi postür) vücudun maksimum yeterlilikte kullanımı ve stresin mümkün olduğunca minimum düzeyde tutulduğu postürdür.
Fizyolojik ve biyomekanik yönden bir de kötü postür vardır. Kişiler için yetersiz bir postür olarak kabul edilir. Amaca tam olarak hizmet edemez, ayrıca kasların gereksiz miktarda kasılmasına neden olur. Kötü postürün görünüşü güzel olmayıp, ister hareket yapmak, ister bir hareketi devam ettirmek için olsun gerekenden fazla kasılma olması, hem hareketin hem de postürün yetersizliğine ve gereksiz enerji harcanması ile yorgunluğa neden olur . Ayrıca vücut simetrisinin bozuk olması (kötü postür) kasları, kemik ve diğer yapıları aşırı çalıştırarak ciddi problemlere neden olmaktadır.
Kişinin omurga sağlığını düzeltmek, kas iskelet sistemi ile ilgili hastalıklardan (skolyoz ve kifoz gibi omurga sorunları, kas spazmları, fibromiyalji,bel ve boyun fıtıkları, donuk omuz, omuz eklemi, kas ve tendon yaralanmaları, menisküs, ön çağraz bağ yaralanması v.b gibi diz problemleri, kalça problemleriv.b.) korumak ve tedavi etmek amacıyla uygulanan kişiye özel egzersizler bütünüdür.
Klinik pilates standart fizik tedavinin ardından tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor. Herhangi bir hastalığı veya şikayeti olmayan, yalnızca egzersize başlamak isteyen sağlıklı bireylere de muayene sonrasında klinik pilates uygulanabiliyor.
Yumuşak doku romatizması ve obezite hastaları da pilates ile tedavi olabiliyor. 30–60 yaş arası uzun yıllar hareketsiz kalmış kişiler de kas-iskelet sistemlerini geliştirmek için pilates programına alınabiliyor
Klinik pilateste bir seans 60 dakika sürüyor ve programın etkili olabilmesi için en az dört hafta boyunca, haftada iki-üç gün devam edilmesi gerekiyor. Klinik pilates programı bir doktor ve fizyoterapist eşliğinde, hastanın sağlık sorununa özel olarak planlanıyor.
Ülkemizde henüz çok fazla anlaşılamaması rağmen pilates programları, insan vücut sağlığı için oldukça yararlı hizmetler sunmaktadır. Eklem sağlığı için gerekli uygulamalarından yararlanmak isteyen kişiler, birçok eklem rahatsızlığında rahata kavuşmaktadır.
Son yıllarda önemi giderek daha iyi anlaşılmaya başlayan ve doktorların reçetelerine girmeye başlayan medikal masaj pek çok rahatsızlığın giderilmesinde önemli bir rol oynuyor.
İnsanların büyük çoğunluğu, gününün büyük kısmını bilgisayar karşısında geçirir, kendilerini zorlayacak ağırlıklarda yük taşır, olması gereken duruşa uygun olmayacak şekilde durması gereken işlerde çalışır veya rahat olmayan pozisyonlarda uyur ve de oturur. Bu durumlar sırasında herhangi bir problem yok gibi dursa da zaman içinde kaslarda gerginliğe, sertleşmeye ve de düğümlere sebep olmaktadır. Günlük yaşamın getirdiği yorgunluktan arınabilmek, rahata kavuşmak, dinlenebilmek ve gerekli enerjiyi toplayabilmek için masaja ihtiyaç olabilmektedir. Başarılı ve uygun yapılan bir masaj ile insanlar bütün bunlara erişebilmektedir. Önemli olan aslında gereken masajı seçebilmektir. Vücutta var olan negatif enerjiyi atabilmek, kasların gevşemesini sağlamak, sağlıklı ve de zinde olan bir bedene kavuşabilmek için en basit ve güzel yöntem aslında bu işte çok iyi olan bir masaj uzmanının ellerine kendini bırakmaktır. Medikal masaj, bu türde tür şikayetleri ortadan kaldırmaya, kasları gevşetmeye ve ağrıyı sonlandırmaya yardımcı olur. Bugün birçok şikâyet için “önerilen” bir alternatif tedavi seçeneği olarak kabul gören medikal masaj kuşkusuz ki tıbbi bir ihtiyaç ve düzenli aralıklarla alınması gereken bir koruyucu tıbbi tedavidir.
Fonksiyonel egzersiz bir kas grubunu çalıştırmaktan ziyade birden fazla kas grubunun bir arada çalıştığı egzersizler demektir. Günlük yaşamımızda yaptığımız hareketlerde tüm vücudumuz bir arada hareket eder. Basit bir örnek vermek gerekirse; Su içmek için elimizi ağzımıza götürdüğümüzde omuz, dirsek ve el bileğinde hareket oluşur ve doğal olarak tüm kol kasları aktif olarak çalışır.
Gün içerisinde yaptığımız hareketler tek bir kas grubuna yönelik değilse egzersiz programlarımızı oluştururken bunu göz önüne alıyoruz. Her hastamız için özel olarak oluşturduğumuz egzersiz programlarında kişinin mesleği ve yaptığı sporu da göz önünde bulundurarak hedefimize kısa sürede ulaşmayı planlarız.
Fonksiyonel egzersizin faydaları;
Kinezyolojik bantlama, eklem hareketlerini kısıtlamadan eklem ve kasları destekleyerek vücudun doğal iyileşmesini hızlandıran özel bir tür bantlama tekniğidir
İlk kez 1973 yılında Japon kiropraksi ve akupunktur uzmanı Dr.Kenzo Kase tarafından geliştirilmiştir. Kullanım süresi 30 yılı aşmaktadır. Son yıllarda ülkemizde de tanınmış ve uygulanmaya başlanmıştır.
Kinezyolojik bant diğer geleneksel bantlardan farklı olarak insan derisinin yapısına ve esnekliğine benzer yapıda olması, uzun süre cilt üzerinde kalabilmesi ve eklem hareketlerini sınırlamadan ağrısız harekete destek olması en önemli avantajlarıdır.
Kinezyolojik bant, cildin özelliklerini yansıtacak şekilde geliştirilmiştir ve kalınlığı cildin epidermis tabakasına, esnekliği insan cildinin esnekliğine benzer. Bantlar elastik özelliğini 3-7 gün koruyabilir. Kinezyolojik bantlama sırasında yapıştırıcısı parmak izine benzer şekilde dalgalı akrilikten oluşur, lateks içermez ve ısı ile aktive olur. Pamuk lifleri sayesinde vücut nemi buharlaşıp hızla kuruduğundan cilt üzerine yapıştırılmış halde iken duş almak, uygulama bölgesini yıkayabilmek ve yüzmek mümkündür. Bant ıslandığında havluyla fazla suyu alınmalı, ovalanmamalı ve kuruması beklenmelidir.
Uygulamadan önce cilt yağ ve nemden temizlenmeli ve gerekli ise tıraş edilmelidir. Bandın yapışması için 20-30 dakika gerekir, bu süre içinde terlemeye yol açacak hareketlerden kaçınılmalıdır.
Kinezyolojik bantlama fizik tedavi seanslarıyla eş zamanlı uygulandığında etkisi daha da artmaktadır.
Kinezyolojik bantlama eğer bir kas aşırı kullanım ile çok uzun süre çalışmak durumunda kalır veya kapasitesinin üzerinde yüklenirse kas dokusunda küçük ya da büyük boyutlarda yaralanmalar oluşur. Neticesinde yangılı bir durum meydana gelir; ağrılı ve yangılı kaslar ödem nedeniyle şişerek yer aldıkları bölgede alanı daraltarak lenfatik akıma engel olur ve ayrıca cilt altında yer alan ve ağrı duyusunu yaratan sinir uçlarını da uyararak kişide ”ağrı ve rahatsızlık hissi” uyandırır.
Kinezyolojik bant, uygulandığında cildi yukarı kaldırıp deri ile kasların arasındaki boşluğu arttırmakta ve bölgede yaralanma sonucu oluşan baskıyı hafifletmektedir. Yaralanma bölgesindeki baskının azalması hem dolaşım ve hareketi arttırarak o bölgedeki yangının azalmasına, hem de deri altındaki sinir uçlarının serbestleşerek ağrı alıcılarının uyarılmasına engel olur ve sonuçta ağrısız hareket etme imkanı sağlanmış olur. Kinezyolojik bantlama tekniğinin temel amacı bu yolla ağrısız hareketi sağlamak ve iyileşmeyi hızlandırmaktır.
Pediatrik yaş grubunda da güvenle kullanılabildiğinden geniş kullanım alanları vardır.
Bedeninize Özel Bir Dinlenme Deneyimi
Masaj, yalnızca fiziksel bir uygulama değil; bedenle kurulan bilinçli bir temas, kendinize ayırdığınız özel bir moladır. Fizyoyaşam’da sunulan masaj seansları, sakinleştirici bir atmosferde, profesyonel dokunuşlarla ve tamamen kişiye özel olarak planlanır.
Kişiye Özel Uygulama
Her bedenin ihtiyacı farklıdır. Seans öncesinde yapılan kısa değerlendirme ile uygulama süresi, yoğunluğu ve odaklanılacak bölgeler belirlenir. Böylece masaj, standart bir uygulama olmaktan çıkar; size özel bir deneyime dönüşür.
Profesyonel Dokunuşlar
Alanında uzman ekip tarafından uygulanan masaj seansları; kasların gevşemesini destekleyen, vücutta hafiflik ve rahatlama hissi oluşturan kontrollü tekniklerle gerçekleştirilir. Amaç, seans sonunda bedenin daha dengeli ve rahat hissedilmesidir.
Rahatlatıcı Atmosfer
Sessiz, huzurlu ve özenle hazırlanmış bir ortamda gerçekleştirilen seanslar; yalnızca bedeni değil, zihni de dinlendirmeye yardımcı olur. Günlük yoğunluktan uzaklaşmak ve kendinize odaklanmak için ideal bir alan sunar.
Masajın Sunduğu Etkiler
Kendinize Ayrıcalık Tanıyın
Masaj, bedeninize verdiğiniz değerin bir yansımasıdır. Fizyoyaşam’da sunulan masaj deneyimi, konfor, profesyonellik ve özenin bir araya geldiği özel bir hizmet anlayışı sunar.
© Copyrights, 2026 Fizyo Yaşam Sağlıklı Yaşam Merkezi. Web Desing and Programing EYS Creative